Bu yazının ilhamı şu şekilde gelişti, arkadaşıma üçüncü çocuğu olduğunda ‘kaza mı oldu?’ diye sorduğumda, biz ona ‘mucize’ diyoruz diye cevap vermişti.

Dünyadaki bütün insanlar, evren, algıladığımız, sahip olduğumuz, olmadığımız her şey mucizevi bir oluşumdur.

Bugünlerde çok fazla kişisel gelişim terapistine rastlıyor, ilginç isimlerde rahatlatıcı teknikler ve mucizeler vaad eden çalışmalar duyuyoruz ve görüyoruz.

Bu çalışmalarda bahsedilen ‘mucize’ ile vaad edilen, mesela; aşk, iş, zenginlik, mutluluk ,ünlü olmak gibi konular ile insanların ilgisini ve dikkatini çekmeye çalışılıyor. Ve bir defa arayışa girdiğinizde, kafanız karışıyor, güven sorunu yaşıyorsunuz, ve nereden başlayacağınızı bilemiyorsunuz. 

Öncelikle belirtelim, mucize, sizin dışınızda birşey değildir, mucize zaten sizsiniz, sizde olan, sizinle olan herşey. 

Her birey, kendi hayat dersini zamanı gelince alıyor. Mucize, kişinin merkezinde kalıp,hayat deneyimini yaşamaya izin vermesidir. Yarının ne getireceği dünyadaki herkes için sadece boşluktur, dolayısı ile kimse size vaadler sunamaz, ama yol gösterebilir.

Yaşamı yürümeyi öğrenen bir bebeğe benzetebiliriz. Her insan yürümek için çabalar, yürüme aşamasında bazısı, uzun süre emekler, bazısı sık sık düşer, bazısı sakat kalır, bazen de hiç yürüyemez. Bu esnada herkesin yaklaşımı farklıdır, kimisi bundan zevk alır, sürecin parçası gibi görüp eğlenir, kimisi her düştüğünde acı çeker, başarısız, suçlu ve yetersiz hisseder, kimisi tekrar denemek istemez ve vazgeçer, kimisi hırslanır ve daha çok dener, kimisi farklı yollar geliştirir, potansiyelini keşfeder, kimisi paylaşır, kimisi tekrar denemek istemez, kimisi umursamaz keyfine bakar, bazı kişiler ise hiç emeklemeden hemen ayağa kalkar. Bizim istediğimiz hep, hemen emeklemeden ayağa kalkan grup olmaktır. Bu grupta olduğumuz yanılgısı da bizi yolumuzdan uzaklaştırır.

Gelişim ve değişim süreçleri, bizleri eğitmek için vardır, hislerimizi fark etmek, kendimizi tanımak ve yüzleşmek için zorluklar ve deneyimler vardır. 

Eğer başkalarında olan, sizde olmadığında aşırı bir mutsuzluk ile doluysanız, kendi yaşamınızın merkezinde olmayabilirsiniz. Her şeye sahip ama yine de mutsuzsanız doğru yolda olmayabilirsiniz. Çünkü mutluluk içten gelir, sahip olduklarınız geçici hazlar yaşatabilir.

Size bu yolda yardım edecek kişi de, dünyanın en deneyimli koçu veya terapisti olsun, siz kendi merkezinizde olmadığınız sürece size fayda sağlayamaz. 

Dolayısı ile, öncelikle kendi merkezinize gelin, kendi kendinizle vakit geçirin, doğada kalın, yazı yazın, kendinizi izleyin, sahip olduklarınız ile uyum içinde misiniz bir bakın, fazlalıklarınızı farkedin, yavaş yavaş temizleyin, biraz kendinizi havalandırın, kendi yolunuzda yürümeye başladığınızda, yardıma ihtiyacınız olduğunu hissettiğinizde tam da ihtiyacınız olan kişiler, size ışık tutacaktır.  

Şu anda eksiklikleriniz ile mükemmeli zaten yaşıyorsunuz, ve her an değişim içindesiniz. Değişim bazen zor gelir, tıkanmışlık hissettirir, küsmeyin, izin verin, akışta kalın, kendinizi duygularınızı, tepkilerinizi, yaşadığınız olayları, kızgınlıklarınızı, kırgınlıklarınızı her an izleyin ki ihtiyaç duyduğunuzda, doğru frekansı yayıp, doğru kişiler ile karşılaşabilirsiniz.

Kişisel gelişim yolunda vaadler yoktur, deneyim vardır, siz, sözleriniz, bedeniniz, ruhunuz, dualarınız, umutlarınız ile mucizesiniz, merkezde kalıp, sadece kendinizi yaşamaya izin verin yeter, olasılıklar sonsuzdur, anahtar sadece sizdedir.

Mucize sizsiniz.

”Yolcu, kalbe yürü, orada seyret, orada gez dolaş.” (Hz.Mevlana)

”Yola çıktıklarını yolda bulduklarına değişirsen; hem yolunu kaybedersin, hem dostunu.” (N.F.Kısakürek)

”Başarı bir seyahattir, hedef değil. Mutluluk, gidilen yolun üzerindedir, yolun sonunda değil. Yolun sonunda olsa, ona varıldığında yol bitmiş ve vakit de geçmiş olurdu. Mutlu olmanın zamanı ise bugündür, yarın değil.” (Mevlana)