Sri Prem Baba

Ana Sayfa » Yazılar » Kişisel Gelişim » Sri Prem Baba

Sri Prem Baba Spirituel yol göstericidir. Brezilya Sao Paolo, 1952 yılı doğumlu bir Guru’dur. 36 yaşında Gurusu, Saccha geleneğinden olan Maharaj Ji ile tanıştı. 

Sri Prem Baba, yetenek ve hünerlerimizi tezahür ettirerek bizim ilahi sevginin kanalları olmamız için çalışmaktadır. 

Prem Baba’nın satsanglarındaki (aydınlamış kişinin konuşmaları) kısa bazı mesajları bu yazıda paylasacağız. Satsangları genelde 1-2 saat süreli oluyor, öncesinde, adı Awaken Love olan topluluğun gönüllü müzisyenlerinin sakinleştirici bir frekansta müzik dinletisi ile başlayan satsanglar, Sri Prem Baba’ya gelen kişiler tarafından iletilen sorular üzerinden devam ediyor, bu esnada Sri Prem Baba konuşmalarını gerçekleştirirken aydınlatıcı mesajlarını iletiyor.

Güncel Satsangları ve kısa mesajları Türkiye’deki gönüllü Awaken Love ekibinin açtığı  Facebook hesabından da takip edebilir ve, ‘Acidan Mutluluğa’ adlı kitabını okuyabilirsiniz. Senenin yarısı Brezilya yarısı Hindistan’da Satsang’larını gönüllü dostları ile organize etmektedir.

Facebook sayfasından gönüllüleri tarafından Türkçe’ye tercüme edilen konuşmalarının içinden seçilmiş bazı mesajları paylaşıyoruz.

“Gün gelir yol, içselleşir. Dış dünyada başarı elde etmek için çaba veriyorsak, aynı iradeyi içimize dönüş için de göstermeliyiz. Gün içinde en azından bir süreliğine oturup, gözleri kapatıp, dış dünya ile bağlantıyı kesebileceğimiz durumlar yaratmalıyız. Gözler zihnin pencereleridir, onları kapatıp dış dünyayla ve çaresizce memnun etmeye çalıştığımız kişilerle bağlantıyı keseriz. Kendimizle başbaşa olabilecek iradeye ihtiyaç duyulmalıdır”

“Hayat muazzam bir şeye doğru ilerler. Nehrin okyanusa doğru akması gibi, bizi sevgiye doğru götüren içsel bir zekaya sahibiz.”

“Kalbimiz kapandığında, bu, birini suçluyor olduğumuzu gösteren iyi bir işarettir. Bu psişik matematiktir. Kimi suçladığımızı ya da onların kapı eşiğine hangi suçlamayı bıraktığımızı bilmediğimiz zaman bile, bir suçlama vardır. Bunun kanıtı, kalbimizin kapanmasıdır.”

“İçinizde taşıdığınız utancın peşinden gidin. Şifa süreciniz için bu önemli bir ipucu. Utanç, bir şartlanmanın varlığını işaret eder, ve kabullenmediğiniz bir şey ile kendinizi tanımladığınız manasına gelir. Bu durum, sisteminizde hala ıstırap, acı var ve bir maske kullanıp kendinizi korumaya alıdığınız manasına gelir. Diğer bir deyişle, olmadığınız bir şey olmak için rol yapıyorsunuz demektir. Eğer yeni bir hayata başlamak, kalbin yolunda gerçek anlamda yürümek istiyorsanız, o zaman kabullenemeyişinizin ve yapay bir yaşam kurmak için kendinizi tanımladığınız şeylerin farkındalığına ermeye çalışın.”

“Siz kimsiniz? Bu ismin ve bu formun arkasında hangi gerçeklik var? İsim ve şekil zamana aittir. Onların buluşmalar ve ayrılıklar ile acı ve neşe şoklarıyla şekillenmiş kendi hikayeleri vardır. Bu hikaye, bu isim ve şekil ile bağlantı kuran bir kişilik oluşturdu. Ama tüm bunların arkasındaki kim? Bildiğiniz bu isim ve hikayeden önce siz kimsiniz? Siz bunun ardındaki gerçekliksiniz; her zaman var olmuş ve her zaman var olacak sonsuz hakikat.”

“Cinsellik kutsaldır fakat baskılandığı için tamamen kirletilmiş, gölge ile bağlantılı hale gelmiştir. Baskılanma cinselliği kötülüğün bir ifadesine dönüştürür. Ve bize hiçbir zaman ne gölgemizle ilgilenmemiz öğretildi ne de cinselliğimizle ilgilenmemiz.”

“Bozulmuş eril saldırı ve gücün istismar edilmesi yoluyla güç kazanmayı hedefler. Fakat bozulmuş erilin kendini ifade etmesi için bozulmuş dişile ihtiyacı vardır. Bu karşılıklı durum bağlantıyı oluşturan şeydir. Benzer benzeri çeker. Dişil alıcılık, sabır ve kabullenme gücüdür. Eril tohumu eker ve dişil onun filizlenmesini, içeride kabulünü bekler. Ancak dişil nefretle bozulmuşsa, karşıdaki üzerinde güç uygulamanın sadece başka bir yolu olan boyun eğen ve kurban haline gelir.”

“Dişil ve erilin bozulması çoğunlukla yaralı çocuktan, ayrıcalıklı sevgi arzusundan, kaynaklanır. Kavgacı olan bozulmuş maskülen, saldırı yoluyla ya da üstünlük ve özgürlük sergileme yoluyla ayrıcalıklı sevgi almaya bakar. Daha ilkel durumlarda, karşıdakine yönelik fiziksel saldırı ve yaralama olarak ortaya çıkar. Boyun eğen, bozulmuş feminen korunmasız bir kurbana dönüşerek ayrıcalıklı sevgi almaya çalışır. Asırlar boyunca pek çok acıya neden olmuş bu cinsiyetler savaşında biri diğerini tamamlar.”

“Ancak tehdit edilen biri olduğunda tehdit eden vardır. Biri olmadan diğeri olamaz. Saldırgan olan, diğerini köleleştirmek ister ve boyun eğen de köle olmak ister çünkü bir kez köleleşince suçlama yoluyla hakimiyet iddia eder. Bu suçlama, boyun eğenin acısından sorumlu olduğunu hissedene dek saldırgan olanı zayıflatır. Alt benliğin bu hastalıklı oyunu kadınlarda olduğu kadar erkeklerde de bulunur çünkü her birimiz içimizde belli oranlarda erili ve dişili, her ikisinde de hem özgün hem de bozulmuş hallerini taşırız.”

“Hayal kırıklığı bir habercidir. Bize bir şey anlatmak için gelir. Zehirlenmeden, kalplerimizi kapatmadan ve intikam tuzağına düşmeden, hayal kırıklığı ile baş etmeyi öğrenmeliyiz. Manevi yolda yürüyenlerin uygulamalarından biri yaşamın zor geçitlerini şartlanmış zihnin gözleri yerine ruhun gözleriyle görmektir. Şartlanmış zihin hemen olayları kötü olarak yargılar fakat durum her zaman böyle değildir.”

“Her ne kadar o anda tamamen darmadağın olmuş olsak da, bazen bir işi kaybetmek veya bir ilişkiyi sonlandırmak aslında büyük bir şanstır, muazzam bir kutsamadır. Evin çöküşünü acı hissetmeden izlemenin mümkün olmadığı zaman dahi, bazen onun çökmesi gerekir. Ancak eğer bunu kabul etmeyip evin duvarlarını ayakta tutmaya çalışmaya devam edersek, acı ciddi bir biçimde artar. Gerçekten çok fazla acı doğurduğu zaman bile, eğer bu tahribatın bizim aleyhimize değil de bizim yararımıza olduğunu görebilirsek acıdan özgürleşebiliriz. O zaman yeni bir seviyeye erişme şansımız olur ve bazen bu seviye gerçekten bizi şaşırtabilir.”

“Sessizlik ve dua ile içimizdeki kutsal mekana, içimizdeki bölünmeyen, bozulmayan ve ölümsüz olan yere yollar açarız. Bazılarımız bu yere anlık bakışlar attı ve bazıları da oraya doğru ilerliyorlar çünkü sezgisel olarak oranın var olduğunu biliyorlar. Diğer kişiler ise sadece orayı duydular. Hakikat diye isimlendirebileceğimiz bu yer, arayışımızın sebebidir. Burada hakikatı aramak için bulunuyoruz, kim olduğumuzun hakikatini, tüm kavramların, düşüncelerin ve fikirlerin ardındaki gerçeği.”

“Hakikat iyinin ve kötünün ötesinde; doğrunun ve yanlışın ötesinde; ‘günah’ olarak bildiğimiz şeyin ötesindedir. Hakikat günahı yok eden ateştir. ‘Günah işlemek’ hedefi, daha yüksek amacı, ıskalamak demek. Dolayısıyla, günahlar kişilik tarafından yapılan hatalardır. Kişilik zamanın bir ürünüdür. Zamanla doğar ve ölür fakat siz ebedisiniz. Günah işlemek bunu unutmaktır.”

“İntikamdan vazgeçmek asil bir eylemdir. Yolculuğun bu aşamasında yapılan en cesur ve en önemli harekettir. İntikam bizi yaralı kimlikle ve karşılığında, acıyla tanımlamaya devam eder. Bu temada derinleştiğimizde, her olumsuz tekrarın ardında bir intikam anlaşması olduğunu görürüz. Ve bu acı çekme oyununun ötesine geçebildiğimizde, gerçeğin tezahür etmesi için alan açarız. Ve hakikat bizi özgür kılar.”

“İntikamdan vazgeçmek hem şiddet hem de acı çekme bağımlılığından vazgeçmek demektir. Bu, bu gezegende tekamül eden insan varlığının en büyük zorluklarından biri olabilir. Acıya olan bağımlılık kötülüğe daha büyük kötülükle cevap vermemize neden olur. Acı acıyı besler. İntikam bu kısır döngünün kaynağıdır ve Dünya Gezegeni’ni yaşamak için çok zor bir yer yapmaya devam eder.”

“Öz-sorumluluk bu zamanda insanlığın en çok ihtiyaç duyduğu değerdir çünkü alt benliğimizin en sinsi ve en yıkıcı araçlarından biri olan suçlama oyununu zararsız hale getirir. Tam olarak kendimizi koyduğumuz yerde olduğumuzu anlamak, kendimiz için daha iyi bir kader yaratmanın temelidir. Bir çelişki içindeysek, karşımızdakinde devasa kusurlar görmek yerine, kendimizde görebildiğimiz en küçük kusura bakmamız gerekir. Her ne oluyorsa olsun bize rahatsızlık veren bu en küçük kusurdur.”

Prem Baba’nın hayatını anlatan video ‘This exists’ ‘i izleyebilirsiniz.

Aynı zamanda Türkce çevirili bir konuşmasını paylaşıyoruz

 

 

 

 

2018-03-12T21:52:29+03:00

Leave A Comment